Avrupa’da Enerji Krizi: Polonya’nın Çözümü

251

Avrupa Birliği ülkelerinin savaş dolayısıyla ortaya çıkan enerji krizine karşı genel ve özel olarak ülkeler bazında nasıl çözüm öngördüğünü bir önceki yazımızda ele almıştık. Bir önceki yazımızın yayınlanmasından bu yana enerji krizi konusunda önemli bir değişiklik olmadı. AB üye ülkeleri, kendi özelinde çözüm önerisi geliştirmeye çalışıyor. Peki ya Polonya’da durum nedir? 

Esasında Polonya, Ukrayna’nın ardından Avrupa’nın “doğu sınırı” olması hasebiyle AB’nin en önem verilen ülkelerinden birisidir diyebiliriz. Gerek göçmen konusunda merkez ülke olması gerekse savaşın hemen yanında bir ikmal bölgesi olması, Polonya’yı ayrıcalıklı bir konuma koyuyor. Her ne kadar savaşa ilişkin önemli bir rol oynayan Polonya hükümeti göçmen politikalarından dolayı birçok yardım alsa da enerji krizi her ülkeyi eşit bir biçimde etkiliyor diyebiliriz.

 Polonya, Nihai Enerji Tüketimi sıralamasına göre en çok doğalgaz tüketen 17. Ülke. Yüzde 13 civarında olan doğalgaz tüketimini yüzde 35 oranında petrol, yüzde 17 oranında elektrik ve yüzde 35 oranında diğer kaynaklar takip ediyor. Doğalgaz kullanımı düşük olsa da, nihayetinde fosil yakıt kullanımı Polonya’yı da enerji krizini hisseden ülkelerden birisi yapıyor. 

Polonya’nın Çözümü

Avrupa Birliği tarafından uygulanmaya başlanan Acil Durum Eylem Planı’nı uygulamaya koyan Polonya hükümeti, kendi içerisinde de bir dizi önlem aldı. İlk alınan önlemler ise şunlardı:

  1. Enerji ürünlerine vergi indirimi getirildi
  2. Kamu kurumları için düşük gaz fiyatları uzatıldı
  3. Her haneye bir kereliğine mahsus 650 Euro değerinde elektrik yardımı yapıldı

Elbette, ilk elden uygulamaya konulan bu kararlar günü kurtarmak için yapılan hamlelerdi. Tüm AB ülkeleri gibi Polonya da kalıcı bir çözüme ihtiyaç duyuyordu, çünkü Rusya’nın gaz hattını kesmesiyle birlikte Polonya’nın gaz ithalatı tek kalemde yüzde 90 azalma gösterdi… 

“Dayanışma Kalkanı” politikasını ortaya atan Polonya hükümeti, bu politika ile birlikte hanelere yardımı genişletti ve tüm haneler için yılda 2,000 kilowatt saate kadar, engelliler, üç kişi ve üzerinde nüfuslu aileler için ise yılda 2.600 kilovat saate kadar yardım sunulmasını kararlaştırdı. Kamusal alanda da belli başlı kısıtlamalara giden Başbakan Morawiecki, yerel yönetimlerde kemer sıkma politikalarına gidilmesi, kamu kurumlarında periyodik ısıtma gibi önlemlere başvurdu. Alınan bu önlemler ise kalıcı olmaktan ziyade, var olanı tasarruflu kullanma esasına dayanıyordu. 

Borsa tahvillerinin kaldırılarak enerji fiyatlarının düşürülmesi hedeflendi, ancak kalıcı bir enerji tedarik arayışı devam ediyordu. Nitekim 1 ay içerisinde ise Polonya hükümeti, kendi ulusal çözümünü buldu. Norveç menşeili doğalgaz şirketi PGNİG ile 10 yıllık doğalgaz anlaşması yapan Polonya, anlaşmanın yapılmasının ardından ise bir başka kriz ile karşı karşıya kaldı. Anlaşmanın yapıldığı doğalgazın ikmal yolu olan Nord Stream borusu -halen tartışmalı olan bir şekilde- patladı. Ortaya çıkan doğal gaz salınımından ötürü uluslararası düzeyde bir çevre kirliliği ortaya çıkarken, gaz borusunu Rusya’nın patlattığı halen söylentiler arasında. 

Varşova

Kamusal Çözüm Politikaları

Alınan önlemlerin bir diğeri ise, ERO tarafından müşteriler ve stratejik kurumlar için gaz tarifelerinin onaylanma yükümlülüğünün 2027 yılına kadar uzatılması oldu. Ek olarak, 1 Eylül tarihinde Gaz Güvenliği Yasası yürürlüğe sokuldu. Bu yasayla birlikte Polonya Hükümeti, 2023 yılına kadar 7 milyondan fazla doğal gaz müşterisinin korunacak olmasının yanı sıra gaz yakıtların iletimi veya dağıtımında yer alan enerji şirketleri ve gaz yakıt depolama sistemi işletmecilerinin önleyici bir eylem planına sahip olması planlanıyor.

Hükümet tarafından alınan genel önlem ve politikaların yanı sıra, kamusal hayata yönelik önlemler de alındı. Örneğin Polonya’nın köklü üniversitelerinden olan Krakow Ekonomi Üniversitesi tüm sosyal faaliyetlerini durdururken, Jagielloń Üniversitesi ise eğitim sürecini hibrit olarak yürütmeyi kararlaştırdı. Aşağı Silezya’da yer alan Wrocław’da ise, Belediye yönetimi kamu binalarında, diğer ortak kurumlarda ve çeşitli etkinlik, festival gibi düzenlemelerde aydınlatma ile ısıtmanın kullanımdan çıkarıldığını açıkladı. Başkent Varşova’da ise ziyaretçi akınına uğrayan Muzeum Łazienki Królewskie’de dahi elektriklerin akşam 7’den sonra kapatılması, Avrupa ve Polonya için durumun vehametini gösterir nitelikte. 

Polonya’nın en büyük parklarından birisi olan Łazienki Park. Saat akşam 8 olmasına rağmen park ışıkları kullanılmıyor.

Polonya’da Yeşil Enerji Mümkün mü?

Polonya’nın enerji krizine yönelik ilk elden ürettiği çözümlere bakıldığında, ortada yeşil politikaların var olduğunu söylemek oldukça güç. PGNİG ile yapılan 10 yıllık gaz anlaşması, Gaz Güvenliği Yasası’nın çıkartılması, bizlere güncel olarak Polonya’da yeşil enerji politikalarının şimdilik gündemde olmadığını söylüyor. Üstelik Eylül ayında kararlaştırılan bir plan ile bu ihtimalin oldukça düşmüş olduğunu da belirtmeliyiz: Polonya esasında nükleer santral kurarak enerji sorununu çözmeyi planlıyor. Polonya’da yapılacak ilk nükleer santralin planlaması, enerji krizinin hemen ardından gerçekleştirildi. Hükümet, Polonya’da yaklaşık 1-1,6 GW kapasiteli ilk nükleer enerji santrali ünitesinin 2033 yılında devreye gireceğini varsayıyor. Sonraki üniteler her iki ila üç yılda bir hayata geçirilecek ve Polonya, nükleer programının tamamı 9 GW’a kadar kapasiteye sahip altı ünitenin inşasını bitirmiş olacak… 

Polonya’nın enerji krizi sonrası gösterdiği ilk refleksin nükleer santral inşa etmek olması esasında hükümet için tek gerçekçi çözüm. Zira Polonya’nın yenilenebilir kaynak oranı en son verilere göre yüzde 16 dolayında. Kış ülkesi olan Polonya’nın ısınma enerjisinde kullandığı yenilenebilir enerji oranı ise sadece yüzde 22 civarında. 

Savaşın büyük ekonomik ve toplumsal zararları boy atmaya devam ederken, Avrupa ülkelerinin artık eskisi gibi olmayacağı ise oldukça açık.

Bu ve bunun gibi daha fazla özel haber okumak için Karınca Jurnal‘i ziyaret edebilirsiniz.