Ocak 1919’da kurulan Alman İşçi Partisi’nin ismi bir sene sonrasında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak değiştirilmişti. Partinin başına geçen Adolf Hitler ile birlikte parti büyümeye başladı. Alman iç politikalarından, siyasi kargaşalarından ve dönemin küresel sorunu olan ekonomik krizden faydalanarak Hitler yönetimindeki parti,1933’te iktidara gelmiştir.

Hitler kendi fikirlerini başından beri saklamamış, iktidara geldiği andan itibaren hayalindeki Almanya için adımlar atmaya başlamıştır. Hitler’in ilk işi muhalefet partilerini kapatmak ve kendine zıt olan tüm siyasi faaliyetleri yasaklamak olmuştur.1934 yılında Hindenburg’un ölümü ile birlikte Hükümet Başkanlığı yanında Devlet Başkanlığını da alarak tüm yetkileri elinde toplamayı başarmıştır. Artık Hitler değil ‘’Führer’’ olmuştur. Hitler’in düşüncesi aslında çok yeni değildir.

Almanya henüz sezarlık zamanlarındayken dahi büyümek, Avrupa’nın en önemli söz hakkı sahibi olma arzusu içersindeydi. Bunun arzusu ile büyüyen, yetişen birinden farklı bir düşünce yapısı beklenemezdi. Ki üstüne Avrupa’da birçok olumsuz olay da yaşanıldığını göze alırsak, Birinci Dünya savaşından istediği hiçbir şeyi alamamış bir devlet içinde yetişen bir adamın tüm düşüncesi kendi ülkesini yükseltmek olacaktı. Hitler’in düşüncesini özetlersek eğer Hitler, Almanya’nın bir dünya gücü olmasının zorunda olduğunu eğer olmaz ise de haritadan silinip gidebileceğini savunuyordu. Lakin Hitler pragmatik ve fırsatları ‘’kendi istediği’’ şekilde yönlendirebilen bir liderdi.

Alman Dış Politikasını üç aşama halinde ve tamamen kendi istekleri doğrultusunda yönlendirdi. Bu aşamalar ise şöyleydi :Almanya’yı Versailles Barış Antlaşması’nın kısıtlamalarından kurtarmak, Almanya dışında yaşayan bütün Almanları sınırları içine alabilmek(Ein Volk,ein Reich) ve de son olarak ‘’Hayat Sahası(Lebensraum) politikası ile devletin gücünü olabildiğince yükseltmekti.

Hayat Sahası, ülkenin nüfus artışı sağlanarak doğru orantılı olarak da hayat standartının da sağlanabileceği fikridir. Ülkesinin sınırlarına eklemek üzere nüfusu az, tarım toprakları ise bereketli ve yoğun olan halkı tarım ile uğraşan başta Doğu Avrupa’ya göz dikmişti.Bir nevi sömürge düşüncesine benzer bir düşünce olan Hayat Sahası, bir başka ülkenin işgalini bizlere açıkça gösterir. Bir ülke, bir başka ülkenin bu tip bir düşüncesini asla kabul etmeyecektir ve de zaten bu da savaş, kan, ölümler ve de 20.yüzyılın katliam dolu dönemini başlatacaktır.1930’lu yılların Almanyası kendine böyle bir düzen koymuşken ve tabi ki etki-tepki meselesi diye düşünürsek Anti Hitlerci insanların da bir diğer blok oluşturabileceğini göz ardı edemeyiz. Sovyet Rusya.

Peki Sovyet Rusya’nın durumu nasıldı?1931’de Japonya’nın Çin’e saldırması ve akabinde 1933’te Hitler’in Almanya’da iktidara gelmesi Sovyet Rusya’da ciddi bir nabız artışına yol açmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri de 1933’te Sovyet Rusya’yı tanıdı.1934 yılında ise bize savaşın başlangıç tarihini gösterecek bir olay oldu. Polonya ve diğer Baltık devletleri ile Rusya yaptığı saldırmazlık paktlarını “10 yıllık” anlaşmalar haline getirdi. Bu arada Almanya asla boş durmuyordu.1935 yılından itibaren hızlı ve güçlü bir biçimde silahlanmaya gidiyordu.1936’da bu silahlanmanın sonucu olarak Almanya, Ren bölgesine asker soktu.

Artık Almanya  ona acı veren Versailles’in verdiği tüm sıkıntılardan kendini kurtarmıştı, hızla yayılma politikasını uyguluyordu. Mart 1938’de Avusturya’yı ilkah etti aynı yılda yaşanan bir başka sorun ise  şuanki Çekya ülkesinde bulunan  Südetler bölgesinde yaşayan Almanlar olmuştur.

19 Eylül  1938 yılında ise Münih Konferasında bölgenin kaderi konuşulmuş,bölge Almanya’ya verilmiştir.İşgaller her geçen gün devam ediyor,Almanya durmuyordu.1939’da Prag işgal edilirken,Almanya hayal ettiği o güzel Doğu Avrupa topraklarına doyamıyordu.Çekoslovakya haritadan silinirken,birbaşka Alman bölgesi olan Memel de Almanya’ya verilmişti.Oluşuşan bu durum sonrasında Berlin’e çağırılan Litvanyalı yetkililer kibarca tehdit edilmiş,kendilerine yardım edecek hiçbir Avrupa ülkesinin olmadığını bu yüzden de Alman Hükümetine boyun eğmeleri gerektiği belirtilmiştir.Litvanya da parçalanan Çekoslovakya’yı görüp de hiçbir şey yapmayan diğer Avrupa devletleri yüzünden sessiz kalmış ve Memel şimdiki adıyla Klaipeda bölgesini vermiştir.

Yeni hedef ise konumuz olan Polonyaydı.Almanya,Polonya’nın  Gdansk şehirini nüfusunun çoğunluğunun  Alman olduğu bahanesiyle işgal etmek istiyordu.1938 yılının sonbaharında Almanya ve Polonya görüşmelere başladı.Lakin görüşmeler Almanya’nın istediği gibi,Litvanya tarzında gitmiyor,Polonyalılar Gdansk şehrini vermedikleri gibi üstüne üstlük Almanya’yı Doğu Prusya’ya bağlayacak olan bir karayolu yapımı fikrine de karşı çıkmışlardır.

Biraz geçmişe dönersek,Almanya Versailles Antlaşması ile birlikte  Polonya’ya Poznan ve Batı Prusya’yı bırakmış ve böylelikle Polonya  için tarih tekerrür ederek yeniden Baltık Denizine kavuşmuştu. Polonya için Gdansk  bölgesi her zaman önemliydi.Ve Gdansk şehri antlaşma ile Milletler Cemiyeti korunmasında olan şehirler arasındaydı,önemi büyüktü.

Almanya diğer ülkelerde olduğu gibi Polonya’da da inat edecek ve istediği olana kadar mücadele etmeye  devam edecekti.Sovyet-Nazi yumuşaması,Nisan 1939’dabaşlamış olmakla birlikte tarafın da birbirine aşırı güvensizliği mesafe alınmasını engellemiştir.Bir taraftanda 6 Ağustos 1939’da Polonya’ya saldırmayı planladığından ve muhtemelen çıkacak savaşta Sovet Rusya ile imzalanacak bir saldırmazlık antlaşmasının farkındaydı.Bu bakımdan 12 Ağustos 1939’da Sovyet Rusya yönünü Almanya’ya çevirmiştir.12 Ağustos 1939’da  Sovyet Rusya,Almanya’ya başvurup görüşme talep ettiğinde Hitler bu teklife dört elle sarıldı.22 Ağustos 1939’da Hitler,Alman  Generallerine hitaben yaptığı konuşmada  Polonya işe ilgili şunları söyledi:

“Polonya ile ilişki dayanılmaz bir hal aldı.Polonya’ya yaptığım önerilere İngiltere’nin müdahalesiyle güçlükler çıkarıldı.Polonya bize ses tonunu değiştirdi.Oluşan bu gergin duruma sürekli tahammül edilemez.Rusya’ya karşı  vaziyetimi yavaş yavaş değiştirdim.Rusya dün anlaşma yapmaya hazır olduğunu bildirdi.Stalin ile kişisel bağlantı kurulmuştur.Von Ribbentrop yarından sonra anlaşmayı imzalayacak.Şimdi artık Polonya olmasını arzu ettiğim durumdadır.’’

23 Ağustos 1939’da imzalanan Almanya-Sovyetler Birliği Saldırmazlık Paktına Ek Gizli Protololün 2.maddesi Polonya’yı  iki ülke arasında paylaştırmaktaydı.Hitler planladığı gibi 1 Eylül  1939’da savaş ilan etmeden Polonya’ya saldırdı.

Hitler,1939 Martından beridir istediği Polonya’ya 1 Eylül 1939’da saat  sabah  4.45’de Alman orduları ‘’Fall Weiss’’ planıyla Polonya sınırını geçerek savaşı başlattılar.Alman askerleri,Polonyalı askerler gibi giyinip  Glivice’de radyo istasyonuna saldırdılar.Bu stratejik oyunla birlikte Almanlar,önce Polonyalıların kendilerine saldırdıklarını öne sürerek 2. Dünya Savaşını  artık fiilen başlatmış oldular.

Savaşın ilk 3 günü sınırda süren çatışmalar sonrasında  Almanlar artık daha iç kesimlere girmeye başladılar.Havadan gördükleri her binaya hedef alırken,denizden ve karadan da Polonya kuvvetlerini yara yara ilerliyorlardı. Eylül  ortasında artık Polonya’nın  yarısına gelen Alman Orduları doğudan Varşova’ya yaklaşmışlardı.28 Eylülde ise artık Varşova düşmüştü.

28 Eylül 1939’da  bir antlaşma daha olmuştu ve iki ülke Polonya’nın paylaşılması konusunda  ayrıntıları görüşmüş ve uzlaşmışlardı.28 Eylül   1939  tarihli  Alman-Sovyet Rusya antlaşmasına göre, Polonya topraklarının  önemli bir bölümünü Ruslar işgal etmişti. Ukrayna ve Beyaz Rusya topraklarının Sovyet Rusya  topraklarına katılmasına yönelik  Bolşevik  propagandasına kayıtsız kalamadılar ;Ekim ayı bitmeden  SSCB’ye katıldılar.

Sovyet yönetimi büyük toprak parçalarına  el koydu, fabrikaları ve bankaları devletleştirdi. Rusya’nın işgal ettiği yerlerde yaşayan Polonyalılar da Rusya  vatandaşı  merkezlerinin, sokakların adlarının Rusça olarak değiştirilmesi yani Ruslaştırma politikası uygulandı. Kültür ve sanatla alakalı tüm yerler kapatıldı. Lehçe basın yok edildi .Ve en önemlisi kiliseler kapatıldı,din adamları ise tutuklandı. Ruslar, Almanlar gibi ve çoğu zaman da Almanlarla birlikte çalışıyor, gördükleri her Polonyalıya işkence ediyor ve de yine aynı Almanlar gibi toplama kampları kuruyorlardı.

1939-1941 yılları arasında  yaklaşık 1-1,5 milyon Polonyalıyı Gulak takımadalarına, Rusya’nın kuzey bölgelerine ve  Kazakistan’a sürgün ettiler. Sürgün edilen ya da tutuklananlar genel olarak  “Halk Düşmanları’’ listesinde isimleri olan  devlet görevinde çalışmış üst düzey Polonyalılardı. Ayrıca  Sovyet Rusya, Polonya Subaylarını da hedef  almıştı.Gerek Polonya Tarihi, gerek  2.Dünya Savaşı Tarihi gerekse Askeri Tarih olarak dünyadaki en büyük askeri soyrıkım :Katyn Olayı.

Katyn Katliamı veya Katyn Ormanı Katliamı, 1940 yılında yaklaşık 22.000 Polonyalı subay ve sivilin başlarına birer kurşun sıkılarak gerçekleştirilen toplu infazdır. Sovyetler Birliği hükûmeti uzun yıllar bu olayda kendisinin sorumlu olmadığını açıkladı, olayın Nazi Almanyası tarafından gerçekleştirildiğini savundu. Ancak 1990 yılında Mihail Gorbaçov yaşananların Sovyetler tarafından gerçekleştirildiğini kabul etti. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1992 yılında Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Polonya Devlet Başkanı Lech Walesa’ya infaza dair Josef Stalin’in imzaladığı emrin orijinal belgelerini verdi.

Kimi kaynaklara göre,Katyn Olayı tarihi Rusya-Polonya düşmanlığına dayanmaktadır. Katolik Polonya ile Ortodoks Rusya’nın düşmanlığı pek çok savaşa sebep oldu ve bu durum 20. yüzyılda da devam etti. Polonya’nın bağımsızlığı 1918 yılında Vladimir Lenin tarafından kabul edilmişti, ancak Polonya bağımsız olmakla yetinmedi ve 1918 yılında Rus İç Savaşı’ndan istifade ederek toprak kazanma gayretine girişti. Kızıl Ordu Çar destekçisi Beyaz Ordu’yu, Beyaz Terör’ü ve  Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İngiltere’yi yendi, ancak bu savaş Rusya’yı fazlasıyla yıprattı.

1920 yılında Kızıl Ordu, ülkede kalan tek işgalci Polonya’nın hakim olduğu Batı Belarus topraklarını kurtarmak için harekete geçti, ancak gerek savaş yorgunluğu gerekse Polonya’nın batıdan yoğun destek alması dolayısıyla yenik düşmüştü. Bunun üzerine Sovyetler Birliği Batı Belarus’u Polonya’ya bırakmak zorunda kaldı. Bazı kaynaklar, Katyn Olayı’nın kökeninde bu olayın bulunduğunu ve intikam duygularının olayın gerçekleşmesine zemin hazırladığını belirtir.

1 Eylül 1939 tarihinde Naziler Polonya Seferi’ne başlamadan önce Ağustos ayında Sovyetler Birliği ile saldırmazlık paktı imzaladı. Bu anlaşmanın konularından biri de Polonya’nın geleceğidir. II. Dünya Savaşı’nın başlaması ile 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası batıdan, 17 Eylül’de ise Sovyetler Birliği doğudan Polonya’ya saldırıya geçti. Polonya Ordusu teslim odu ve ülke Sovyetler ve Naziler tarafından paylaşıldı.Polonya’nın teslim oluşundan sonra Sovyetler Polonyalı subayları esir kamplarında topladı.

5 Mart 1940 tarihinde dönemin NKVD Şefi Lavrentiy Beria’nın Stalin’e gönderdiği bir raporda Polonyalı subayların oluşturduğu potansiyel tehlike yüzünden infaz edilmeleri gerektiği tavsiye ediliyordu. Stalin, bu tavsiyeyi kabul ederek infaz emrini verdi ve çoğunluğu subaylardan oluşan Polonyalı esirler başta Katyn Ormanı olmak üzere Kalinin ve Harkov’da infaz edildi.

Ne var ki Nazi-Sovyet ittifakı kısa sürdü ve 22 Haziran 1941’de Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliğine saldırması ve hızla Sovyetlerin içlerine ilerlemesi ile Naziler 1943 yılında Katyn Ormanındaki toplu mezara ulaştı. Naziler bu durum karşısında derhal propaganda ekiplerini, kameramanlarını, savaş muhabirlerini ve olaya tanıklık etmesi için orada bulunan herkesi Katyn Ormanına götürdü.

Yapılan otopsiler sonucunda infaz edilen esirlerin hemen hepsi başlarının arkasına birer kurşun sıkılarak öldürüldüğü açıklandı.Fakat savaştan sonra, Nazilerın yenilmesi ve Polonya’da Sovyet destekli hükûmet kurulmasının hemen ardından Polonya halkı arasında giderek katliam dedikoduları yaygınlaştı. Sovyet yetkililer katliamı Nazilerin yaptığını açıkladı.Ardından göreve gelen Sovyet hükûmetleri uzun yıllar boyunca bu katliamı reddetmeye devam etti. Ancak 1990 yılında Sovyet lideri Mihail Gorbaçov yaşananların Sovyetler Birliği tarafından gerçekleştirildiğini kabul etti.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, 1992 yılında Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Polonya Devlet Başkanı Lech Walesa’ya Stalin’in imzaladığı emrin orijinal belgelerini takdim etti.Nazilerin propagandalarını Müttefikler Devletler arasında Londra’daki Polonya sürgün hükümeti dışında kabul eden olmadı.

Eylül 1943’te Smolensk Nazilerden ele geçirildikten sonra Sovyet hükümeti Katyn olayını soruşturmak üzere iki komisyon kurdu. Komisyonların birine NKVD, diğerine ise Kızıl Ordu başcerrahı Burdenko başkanlık ediyordu. Burdenko komisyonunun öteki üyeleri yazar Aleksey Tolstoy, metropolit Nikolay, Slavlar komitesi başkanı General Gundorov, Sovyet Kızılhaç’ı ve Sovyet Kızılay’ı başkanı Profesör Kolesnikov, eğitim bakanı ve akademisyen Potemkin, Kızıl Ordu askeri sağlık idaresi başkanı tabip General Smirnov ve Smolensk sovyeti başkanı Melnikov idi.

Ayrıca adli tıp uzmanlarından oluşan bir alt komisyon kuruldu. Komisyon Ocak 1944’te bulgularını açıklamak için yabancı gazeteciler ve aralarında ABD elçisinin kızının da bulunduğu birçok kişiyi olay yerine çağırdı. Burada kurşuna dizilenlerin Nazilerin eliyle öldüğü gösterildi. Örneğin kullanılan silah Alman tabancası Walter  idi. Ellerini bağlamak için kullanılan ip Alman malı idi. Katyn olayı savaş bittikten sonra da Nürnberg duruşmalarında görüşüldü ve olayın Sovyetler Birliği tarafından işlenmediğine karar verildi.

 

 

 

 

KULLANILAN KAYNAKLAR

Türk Basınında Katyn Olayı 2.Dünya Savaşında Kayıp Polonyalı Subaylar, Bülent Bakar

The Wood Comes to Dunsinane Hill: Representations of the Katyn Massacre in Polish Literature Uilleam Blacker

The Remembrance of the Katyń Massacre and the President Lech Kaczyński’s concept of Polish-Russian Relations

The Politics of Apology: The Katyn Massacre and the Aporia of Forgiveness

Tke Katyn Massacre and the Warsaw Ghetto Uprising in the Soviet Nazi propaganda War

The Crime of Katyn

Özgürlük Peşindeki Polonya

 

 

 

Şeyma Sarıca
Latest posts by Şeyma Sarıca (see all)

CEVAP VER