26 Kasım bugün, Polonya tarihindeki en büyük yurtsever şair olarak anılan Adam Mickiewicz’in vefat edişinin 165. yıldönümüdür. Polonya’nın bağımsızlığı için savaşan, işkenceler görerek çok acılar çeken ve yorgun düşen şair Mickiewicz’in eserleri, Polonya’nın kolektif bilincini, edebiyatını ve sanatını etkileyerek kültür üzerinde kalıcı bir etki yaratmıştır. Öyle ki, ressam ve grafik sanatçılarına hatta besteci Chopin’e dahi ilham olmuştur.

Hayatı

Adam Mickiewicz, 1798 yılında Litvanya’nın Zaosie köyünde doğdu. O dönemde Polonya, diğer devletler tarafından parçalanmış durumdaydı. Bu sebeple Mickiewicz, doğduğu toprakları ana vatanı olarak benimsemişti. Daha küçük yaşlarda, hisli bir çocuk olarak duygularını şiirle ifade ediyordu ve çevresindekilere de vatanseverlik duygusu ve haksızlığa karşı direnç aşılıyordu. Bağımsızlığını kaybetmiş ülke için, hayatı boyunca mücadele etmiş ve 1855 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Başarılı bir eğitim hayatına sahip olan şair, Vilnius Üniversitesi’nde eğitimini tamamlamıştır. Polonya’nın özgürlüğüne kavuşması adına 1819 yılında, okul arkadaşları ile gizli bir yeraltı örgütü kurdu ve daha sonra gizli bir topluluğa üye olmak suçundan tutuklanıp Rusya’ya sürgüne gönderildi. Arkadaşları da farklı ülkelere gönderilerek oralarda yaşam kurdu. Aynı şekilde Mickiewicz de vatanından uzakta ama hep vatanını düşünerek yaşadı.

Eserleri

Henüz genç yaşta yazdığı, Polonya edebiyatında romantizm döneminin en önemli yapıtlarından biri sayılan “Atalar” millî destanı, dünya klasikleri arasında yerini almış ve çok sayıda batı diline çevrilmiştir.

Dziady (Atalar), Sonety krymskie (Kırım Soneleri), Oda do Młodości, (Gençliğe Od), Konrad Walenrod, Ballady i romanse (Baladlar ve Romanslar), Pan Tadeusz (Bay Tadeusz) adlı eserler, Mickiewicz’in önemli yapıtlarından bazılarıdır.

Mickiewicz, Rusya’da yaptığı bir yolculuğun ardından, şairin doğa ile olan mistik bir birliktelik duygusunu ve onun doğa deneyimini bir sakrum olarak sofistike klasik formda Sonety/Sonnets (Kırım ve Odessan) adlı yapıtla ifade etmiştir.

Şairin, birbirinden değerli eserlerinden bir tanesi olan Pan Tadeusz, tarihsel ve şiirsel roman, epik şiir ve betimleyici şiirin geleneklerinden yararlanarak, edebiyat literatüründe karşılığı olmayan bir “ulusal destan” olarak yer alır. Yazar, Napolyon ordularının gelişinin arifesinde Litvanyalı seçkinlerin dünyasına değiniyor bu eserinde.

İstanbul’daki Hayatı

Yaşamının büyük bir döneminde pek çok ülkede bulunan, Paris’te uzun yıllar profesörlük yapan şair, kolera mikrobundan ölmeden önce İstanbul’da yaşamına devam ediyordu. 1855 yılında İstanbul’a gelmesine sebep olan şey ise, Polonya’nın bağımsızlığı için bir şans olacağını düşündüğü Kırım Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu safında yer almaktı.

Adam Mickiewicz’in İstanbul’daki evi Beyoğlu semtinde yer alıyordu. Şu an ise o ev, müze haline getirilmiştir.

 

Kaynak: Culture.pl

E. Gaznevi, (2016), Bir Başyapit Olarak Dziady III (Atalar III), DTCF Dergisi, 56.1 1-14

Gülşah Wojcik

CEVAP VER