Litwos ya da Sienkiewicz

Polonya Edebiyatını daha yakından tanımak ister misiniz?

321

Henryk Sienkiewicz, 5 Mayıs 1846’dao dönem Rusya İmparatorluğu’nun bir parçası olan Wola Okrzejska’da (günümüzde Polonya’nın doğu Lubelskie bölgesinin orta kesiminde) doğdu. Soylu bir ailede dünyaya gelen Sienkiewicz’in babası soyu Tatarlara dayanan Leh soylusuydu.
Çok küçük yaşlardan itibaren memleketinden uzaklara taşınmaya alışan Henryk Sienkiewicz, 1861 yılında Varşova’ya taşındı. Ailesinden uzakta yaşayan Sienkiewicz’in şaşırtıcı bir şekilde okul yıllarında derslerle arası çok iyi değildi. Henüz küçük bir çocukken kendisini okumaya ve yazmaya adadı. Başta Homeros, Adam Mickiewicz, Juliusz Słowacki, Walter Scott ve Aleksander Dumas’ın okumalarından etkilendi. Edebiyat, tarih ve dil derslerine odaklanan Sienkiewicz, diğer derslerine pek odaklanmadı. Öyle ki 1864 yılında yazmış olduğu “żółkiewskiego do wojska pod cecorą” adlı okul makalesi katıldığı yarışmada birinci olarak seçilmişti.

Fakat edebiyat dehası için işler istediği gibi gitmemeye başlar. Ailesinin yaşamış olduğu maddi zorluklar nedeniyle bir öğretmen sıfatıyla henüz 19 yaşındayken Płońsk’taki Weyher’e gider. 1866 yılında ise yine ailesinin isteği üzerine Szkoła Główna’da (Asal Okul) önce tıp daha sonra ise filoloji eğitimi aldı. Tıp öğrencisiyken aklı Hukuk bölümüne kaydı. Hukuk bölümünde de istediğini bulamayan Sienkiewicz, filoloji bölümüne geçerek eğitimini Polonya filolojisi ve tarihi alanında tamamladı. Kader, aynı yıl 1866’da gelecekteki üç edebi rakibi Szkoła Główna’da buluşturdu. İlerleyen dönemde Polonya Edebiyatı’nın mihenk taşlarından olacak bu üç isim Henryk Sienkiewicz, Bolesław Prus ve Aleksander Świętochowski.

Aleksander Świętochowski, Henryk Sienkiewicz için 5 Temmuz 1884 “Prawda” adlı eserinde şunları yazmıştır;
“Ne de olsa, Tarih ve Filoloji Fakültesi’nin küçük grubunda, herhangi bir yüksek yeteneğin müjdecisi olmayan ve tamamen bu tercih çemberinin dışında yaşayan bir öğrenci vardı. Sadece, onunla caddenin karşısında yürüdüğümde, aristokrat binalar ve arabaların üzerindeki armaları tanımadaki ustalığına ve soylu ailelerin tarihi hakkındaki hatırı sayılır bilgisine hayret ettiğimi hatırlıyorum. Bununla birlikte, ondaki tek dikkate değer özellik buydu.”
Sienkiewicz “Przegląd Tygodniowy” adlı dergide pozitivist ilkeleriyle makaleler yayınladı. Sonraki yıllarda bir muhabir ve köşe yazarı olarak Varşova basınında önemli yerlere imza attı.
Julian Krzyżanowski Sienkiewicz’in öyküleri hakkında şunları belirtmiştir;
“Sienkiewicz’in kısa öyküleri, kamuoyunu etkileyen konulara ne kadar canlı tepki verdiğinin anlamlı bir ifadesiydi ve aynı zamanda insan ruhu konusunda ne kadar büyük bir uzman olduğunu ve onun usta bir reprodüksiyonu olduğunu kanıtladı. Kısa öykünün doğası hakkında keskin bir duygusu vardı, seçilmiş bir yaşam durumunu dramatik bir şekilde özetleyebildi, onu gerilimlerle doyurdu ve beklenmedik bir sonla bitirdi. 40 eseri ile, 19. yüzyılın sonunda Polonya kısa öyküsünün muhteşem çiçek açmasına önemli ölçüde katkıda bulundu ve tüm dünyada okunan neredeyse klasik öykülerden oluşan geniş bir koleksiyon yarattı.”
[Julian Krzyżanowski: “Polonya Edebiyatı. Ansiklopedik Kılavuz”, Varşova 1985]

İlk romanı Na Marne( Şanssızlık) oldu. Ardından Nikt Nie Jest Prorokiem Miedzy Swymi(Kimse Kendi Topraklarında Peygamber Olamaz) ve Dwie Drogi(İki Yol) adlı iki eseri yazdı. Edebi kişiliği böyle şekillenirken gazeteci kimliği de şekil kazanmaya başlıyordu. Sienkiewicz, yaşıtlarından oldukça farklı düşünüyordu. Savlı edebiyata karşıydı bu yüzden kendisini içerisinde bulunduğu topluluğa ait hissetmiyordu. Böylelikle Amerika macerasının temellerini atmış oldu. 1876 yılında ise “Gazeta Polska” muhabiri olarak Amerika’ya gitti. Amerika, Sienkiewicz için oldukça önemli bir yer oldu çünkü burada çalıştığı süre boyunca kıtayı boydan boya gezme fırsatı elde etti.

Gazeta Polska’da “Litwos” mahlasıyla Listy z podróży do Ameryki(Amerika’dan Notlar) başlığı ile Sienkiewicz’in gezi notları paylaşılıyordu. Yayımlanan bu notlar 1880’de yılında basıldı.
Henryk Sienkiewicz’in gözünden eleştirel bir Amerika anlatılıyordu bu satırlarda. İnsanın paradan daha önemsiz olduğu bu coğrafyada yazdığı yazılarda oldukça çeşitlilik gösteriyordu. Kadın hareketlerinden, Amerikan yerlerine kadar hemen hemen her konuda yazan Sienkiewicz, Polonyalı göçmenlerin entegrasyon sürecini anlatırken aynı zamanda Polonyalı rahiplerin ise bu göçmenleri Polonyalı olarak kalmaya ikna etme çabalarını anlatıyordu. 1878 yılında Avrupa’ya döndü. Burada gelecekteki eşi Maria ile tanıştı. Avrupa’da olmasına rağmen konusu Amerika olan eserler yazmaya devam etti.

Przez Stepy(Bozkırlardan), Orso, Sachem, Komedia z Pomyłek Avrupa’da olmasına rağmen Amerika konulu yazdığı eserler arasındadır.
1879 yılında ise İtalya’da Za chlebem adlı öyküsü yayınlandı. Aynı yıl “Litwos” mahlası ile Varşova’ya geri döndü. Bugüne kadar yazdığı roman ve öyküler onu oldukça ünlü yapmıştı.
Örneğin Szkice węglem(Kömürle Karalamalar) adlı eserinde devlet ile köylünün arasındaki uçurumdan bahseder. Sienkiewicz bu öyküyü Amerika’da yazmıştı ve öyküde ne Amerika ne de Polonya mevcut konular arasındaydı.
Sienkiewicz birçok öykü kaleme alır. Sienkiewicz’i incelerken öykülerine ayrı bir özen göstermeliyiz çünkü yazdığı her öykü onun romanlarına etkisi olacak bir tuğla gibidir.1881’de Maria Szetkiewiczowna ile evlenir.
Sonrasında bizim “Üçleme” olarak bildiğimiz kitapları yazar. Bu üçlemenin yazılma amacı ise halka mesaj verme isteğiydi. Sienkiewicz’in ailesi asker kökenli bir aileydi. Ailesinde asker olmayan tek kişinin Sienkiewicz olduğunu düşünürsek bu serinin neden yazıldığını çok net anlayabiliriz Bu eserleriyle birlikte ünü daha da artan Sienkiewicz’in hayatı talihsizliklerle geçmeye devam ediyordu. 1885 yılında eşini verem hastalığından dolayı kaybetti. Bu ölüm onu oldukça derin yaraladı. Eşinin ölümünün üzüntüsü onu İstanbul’a getirdi. Bu gezi için atılan bir diğer varsayım ise Sienkiewciz’in roman yazacağı Türkleri daha iyi tanımak istemesiydi.
Aslında “Üçleme” 1883-1888 yılları arasında kaleme alınmıştır. Bu bahsedilen yılların önemi vardı elbette. Bu yıllarda yazarlar, sanki birer askerlermiş gibi kalemlerini halkları için kullanıyor, savaşla değil edebiyatla özgürlüğün geleceğine inanıyorlardı. Üçlemenin bir diğer özelliği ise tarihsel değer taşımasıydı. Eğer bir okuyucu Polonya’nın XVII. Yüzyılını anlamak istiyorsa kesinlikle Henryk Sienkiewicz’in Üçlemesini okumalıdır. Biz Türkler için ayrı bir yeri olabilecek bu başyapıtlarda Türk savaşı da anlatılan konular arasındaydı.
Bu eserinden sonra başta “Bez Dogmatu” olmak üzere pek çok eser yazan Sienkiewicz, 1894 yılında tekrardan evlenir. Eşi Maria evliliklerinden yalnızca iki hafta sonra onu iktidarsızlıkla suçlayarak terk eder. Bu olumsuz olay ona yeniden yazma ilhamı getirir. Sanırım Sienkiewicz yaşadığı olumlu olumsuz her olaydan etkilenip eline kalemi almış biridir. “Rodzina Polanieckich” adlı eseri kaleme alır. Bu eser edebiyat tarihçilerinin aklına Prus’un “Taş Bebek” adlı romanını akla getirir. Yine de çok büyük farklar vardır bu iki eser arasında. Prus, oldukça kötümserken Sienkiewicz, ne olursa olsun umudunu kaybetmeyen kişiliğini kaleminden kelimelere dökebilmiştir.
Yaşadığı her şey, yazdığı tüm eserler onu bir esere hazırlamıştı. Sienkiewicz, 1896 yılında en önemli eseri sayılacak “Qua Vadis” adlı eserini yazdı. Ayrıca bu eser Polonya edebiyatının en popüler eseridir.
Eser Neron döneminde Roma’yı anlatır. Eserdeki temel konu Roma’da Hristiyanlara yapılan olumsuz davranışlardır. İmparatorluk sarayının pagan sefahatini, Avrupa medeniyetinin inşasının temeli haline gelen Mesih’in takipçilerinin ahlaki nedenlerinin gücüyle karşılaştırdı. Roman çok kısa sürede popülerleşti. Hatta Papa Leo XIII tarafından yüksek sesle övüldü 1916’da Sienkiewicz öldüğünde, “Quo vadis” Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tirajı bir buçuk milyon kopyayı aştı. Arapça ve Japonca gibi birçok dile çevrildi. Qua Vadis, bugün de hala popülerliğini korumaktadır.
Sienkiewicz’in yazmış olduğu bu eserde Hristiyanları Polonyalılara benzetmiştir.Bu eser Sienkiewicz’e 1905 yılında Nobel ödülünü kazandırtmıştır.
Ömrü birçok kez kaoslarla geçmiş, yaşadığı dönemde sanatıyla, diliyle ve kalemiyle ışık olmak istemiştir. Hem vatanına hem hayatına giren kadınlara büyük bir aşk duydu. 58 yaşında ise son evliliğini yaptı. Ülkesinin yeniden özgür olduğunu göremeden 1916 yılında diğer göçmen yazarlar gibi ülkelerinden uzakta İsviçre’de öldü.
Onu, pek çok Polonyalı ünlü yazar eserlerinde anlattı. Bunlardan biri ise Witold Gombrowicz oldu.
“Sienkiewicz, uyumadan önce kurduğumuz hayal gibidir. Ya da bir düş… Yoksa kurmaca mı? Yalan mı? Kendini aldatma mı? Ruhsal bir sefahat mi? Ne var ki o edebiyat yaşamımızın en açık gerçeğidir. Hiçbir yazarımız, Sienkiewicz’in yarısı kadar bile gerçek olamamıştır.”

 

 

KAYNAKÇA

Witold, Gombrowicz, Günlük(1953-1958), İstanbul, YKY.
Yüce, Taluy, N. (2002). Polonya Edebiyatında Aydınlanma, Romantizm ve Realizm. TC. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.
Yüce, Taluy, N. (2004). Özgürlük Peşindeki Polonya. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara.