Rüyalar Şehri Gdansk !

327

Rüyalar Şehri Gdansk !

Polonya halkının ne kadar misafirperver olduğunu dile getirmiştik. Geçtiğimiz Cumartesi ve Pazar günü evlerine misafir olarak gittiğim Gdansk Eski Belediye Başkanı Sayın Maret Rintz ve eşi Donato Rintz ile çok keyifli sohbetler edip Polonya’nın en büyük liman şehrini keşfetme fırsatını yakaladık.

İlk durağımız Gdansk Şehri’nin en eski yerleşim yeri olan  Garbary Caddesi’nde bulunan St Mary Kilisesi oldu. St Mary Kilisesi Polonya’nın ilk ve en eski kilisesi olarak biliniyor. 400 basamaklı dönen dar bir merdivenden çıkarak kilisenin tepesinden tüm şehrin güzelliğini izlemenize olanak sağlıyor. Oldukça büyük ve mimari yönünden çok görkemli olan bu kilise Gdansk’a giden Turistlerin en gözde mekanlarından biridir. Ayrıca kilise ziyaretinizden sonra dinlenebileceğiniz ve dinlenirken bir şeyler yiyip içebileceğiniz şahane mekanların bulunduğu bir caddedir Garbary. Ve size küçük bir tavsiye oraya yolunuzun düşmesini beklemeden mutlaka rotanızı belirleyin ve gidin sokakların ve mekanların tadını çıkartırken İtalyan dondurmasını da denemeyi unutmayın 😊

İkinci durağımız ise Neptun çeşmesi oldu. Bu çeşmenin 1606-1633 yılları arasında yapıldığı söyleniyor. Ünlü  Neptün çeşmesi, adını deniz ve okyanus tanrıçasından alan, birçok insanın buluşma ve gezme yeri olarak bilinmektedir. Kentin ana caddesinde yer alan çeşme fıskiyeleri ile insanın içini serinletiyor. Etrafında cafe ve lokantaların bulunduğu bu mekanda dinlenmek ve etrafı seyretmek insana ayrı bir keyif veriyor. Gdansk kültürünü tanıtan hediyelik eşya stantlarında gezerken aynı zamanda sosyalleşme ve yeni insanlarla etkileşim halinde olma olanağını sağlıyor 😊

Ve belki de şehrin sembolü diyebileceğimiz meşhur Polonya Aslanları işlemeleri ile dolu olan Dwor Artusa Oddzial (Artus Mahkemesi) müzesi oldu. Bu müzede ilk girişte sizleri karşılayan gemiler ve geyik büstleri dolu duvarlar harika görsel şölen yaşatırken sizleri meşhur Gdansk şehri’nin eski tarihine, şövalyelerine ve ilk korsan şövalyelerine şahitlik edeceksiniz. O dönemler de Artus Mahkemesi sadece mahkeme meselelerinin görüldüğü bir yer olmaktan çıkıp, önemli tüccarların ve önemli misafirlerin ağırlandığı eğlencelerin yapıldığı bir yer de olmuş. Artus Mahkemesi Sarayı böylece Tüccar sarayı olmuş diyebiliriz. Ve bina da 1476-1477 yılları arasında büyük bir yangının çıkması ile çok sayıda insan ne yazık ki yaşamını yitirmiş. Ve 2 aralık 1484 yılında yeniden inşa edilerek halka kazandırılmış. Bu müzede gemiler ve büstler dışında Polonya’nın en özel ağacından yapılmış ve Polonya’nın meşhur Aslanları sembollerinin işlendiği mükemmel ötesi mobilyaları da görmeyi unutmayın. Ee bizden söylemesi 😊

 

St. Bridget’s Church (Bridget’s Manastır’ı) anlatılanlara göre Manastır bir zamanlar Rusların Almanlardan saklandığı bir korunak olarak kullanılıyordu. Bu farkeden Almanlar tarafından manastır işgal edilip içerisinde binlerce insanın ölmesine sebep olmuş. Tarihi yanı sıra Rönesans’ın etkilediği Avrupa (Özgürleşen Avrupa) da harika mimariler ve dokular bulabileceğiniz uyumadığınız halde size rüyalar gösteren oldukça gerçek bir dünya.

Bu kadar şehir turu attıktan sonra elbette acıktık. Ve Polonya’nın en gözde yemeklerinden biri olan Pierogi’yi tatma fırsatı yakalamış olduk. Kesinlikle St. Bridgest Church’tan çıktıktan sonra oradan uzaklaşmayın. Çünkü manastırın yanında bulunan ve harika Pierogi yiyebileceğiniz ve Gdansk’ın en meşhur restoranı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak oraya erkenden gitmelisiniz 😊 yoksa sıra beklemek zorunda olacaksınız 😊

Ve tabiki gezimizin son bölümünü Gdansk’ın Puck Kasabası’nda geçirdik. Puck Kasabası Gdansk şehir merkezine tren ile 1 saat uzaklıkta küçük, şirin bir sahil kasabası. Gdansk Şehir merkezine nazaran daha sakin olan bu kasabada Puck restorana uğramadan ve oranın harika yemeklerini tatmadan geri dönmeyin derim. Puck kasabası genel olarak samimi ve yardımsever insanların bulunduğu size her konu da yardımcı olacak insanlarla karşılaşabileceğiniz küçük ve şirin bir yer. Ayrıca sahil boyunca yürüyebileceğiniz ormanlık alanlar ve size eşlik edecek olan kuş ve dalga sesleri… ayrıca sahilde yerli grup konserleri de tüm yaz boyunca eğlenmeyi sevenler için vazgeçilmez bir mekan olacaktır. Ve yürürken Joseph Haller ile karşılaşabilirsiniz ! dikkat edin çünkü o ilk korsan şövalye !

Vee ne yazık ki gezimizi burada sonlandırıp, Bayan Donata Rintz ve Bay Maret Rintz’ in muhteşem doğayla iç içe olan evinde mükemmel bir kahvaltı yaptıktan sonra onlara Türkiye’den getirdiğim özel hediyeleri ikram edip Türkiye’nin meşhur Türk kahvesini denemelerine yardımcı oldum😊 Türkiye’ye tatile geldiklerini ve Türklerin samimi, içten olduklarını belirten Bay-Bayan Rintz Türk tatlıları ve Türk yemeklerine olan hayranlıklarını da her fırsatta dile getirdiler. Harika insanlar sizi iyi ki tanıdım !  Polonya ve Türkiye birbirinden kilometrelerce uzakta olsa bazı kültür ve gelenekler birbirinden etkilenip harmanlanmıştır. Ve tabi ki hediyeleştikten sonra mükemmel bir tren yolculuğu ile yaşadığım şehir Varşova’ya geri döndüm. Bu arada aklınız da bulunsun tren biletinizi erkenden almayı unutmayın😊 yoksa vagon arasında oturmak zorunda kalırsınız 😊