Home Gezi Rehberi Tanıklıklar Serisi II: Polonya’da yaşayan ve eşi Polonyalı olan Türk: Merve Dębski

Tanıklıklar Serisi II: Polonya’da yaşayan ve eşi Polonyalı olan Türk: Merve Dębski

Tanıklıklar Serisi II: Polonya’da yaşayan ve eşi Polonyalı olan Türk: Merve Dębski

1. Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

İsmim Merve, 31 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Türk Hava Yolları’nda kabin memuru olarak çalışıyordum. 2 yıllık ilişki sürecinden sonra 2017 yılında evlenmeye karar verdim ve eşim Polonyalı olduğu için Polonya’ya taşındım. Şuan bir Amerikan firmasında çalışıyorum ama aynı zamanda Hint tıbbı, Ayurveda üzerine eğitim alıyorum. Nisan ayından sonra Ayurveda uzmanı olacağım ve kariyerime bu alanda devam etmek istiyorum.

2. Polonya maceranız nasıl başladı ve ne kadar süredir Polonya’da yaşıyorsunuz?

3 yıldır Polonya’da yaşıyorum. Polonya maceram 2013 yılında Bodrum’da Polonyalı bir aileyle tanışmamla başladı aslında. O aileyle kurduğum ilişki, onları İstanbul’a davet etmem ve onların da beni Polonya’ya davet etmesiyle daha da gelişti. Polonyalı bir arkadaşımın beni bir Polonya düğününe davet etmesi vesilesiyle de düğünde şuanki eşimle tanışmış oldum. Polonya maceram böylece başlamış oldu.

3. Yaşadığınız şehir olan Poznań hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ben, Poznań’ı biraz Ankara’ya benzetiyorum. Zaten Poznań’ın da Ankara’nın da simgesi; keçi. Birbirine çok benziyor bu sebeple de. Gayet sakin bir şehir ve büyük şehirlerden veya deniz olan şehirlerden gelen insanlar için biraz sıkıcı olabilir ilk başlarda. Ama şehir kendini zamanla sevdiriyor. Aslında Poznań, çok tarihi bir şehir, her ne kadar Krakow kadar olmasa da gizli kalmış tarihi yerleri çok. Turistler tarafından çok fazla bilinmiyor ama bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Son derece renkli ve sakin bir şehir olarak özetleyebilirim.

4. Uzun yıllardır Polonya’da yaşayan biri olarak iki ülke arasında bariz kültürel farklılıklar var mı veya benzerlikler olduğunu düşünüyor musunuz?

Farklılık da var benzerlik de var. Şöyle ki; 3 yıldır Polonya’da yaşıyorum ve sadece bir komşumla iletişim halindeyim o da benim sayemde oldu. Türkiye’de de aynı durum söz konusu aslında son zamanlarda, ama burada da insanlar genelde birbiriyle konuşmamak için yeri gelince kapıyı kilitlediği sırada, sırf konuşmamak için kilitli kapıyı tekrar kilitleyerek iletişim kurmamaya çalışıyor. Bu sebeple iletişimsizliğin söz konusu olduğunu söyleyebilirim burada, farklı olarak. Ben komşuma kek börek götürdüğümde çok şaşırmıştı ve inanamamıştı. Ama zamanla o da bana getirmeye başladı. Aslında birini tanıyana kadar soğukkanlı yaklaşıyorlar ancak tanıdıktan sonra da can ciğer oluyorlar diye düşünüyorum. Benzerlik olarak ise, kesinlikle aile yapısı. Bizde de aile çok önemlidir, Polonyalılarda da çok önemli. Özellikle bayramlarda ve doğum günlerinde bir araya gelmeleri, birbirlerini aramaları, burada beni çok farklı hissettirmedi. Kendimi evdeymiş gibi hissetmeme sebep oluyor bu durum. 

5. Eşinizin Polonyalı olduğunu dile getirdiniz peki evlilik yasal olarak hangi ülkede gerçekleşti ve bu yasal süreçte yaşadığınız zorluklar oldu mu?

Evlilik yasal olarak Türkiye’de gerçekleşti ve bir sorun yaşanmadı. Sonrasında oradan aldığımız belgeleri lehçe diline çevirdik ve Polonya’da da kilise düğünü yapıldı ancak bu süreçte kilisedeki prosedür biraz zorlayıcı oldu. Çok sayıda belge istendi.

6. Türk geleneksel düğün merasimleri gerçekleşti mi? İsteme söz kına düğün gibi..

İsteme gerçekleşti hatta eşimin annesi ve babası da geldi. Hiç Türkçe bilmemelerine rağmen babasının, “Allah’ın emri..”yle başlayan geleneksel cümleyi ezberleyip o gece söylemesi beni çok onore etti. Çok duygulanmıştım. İsteme ve nişan bir arada oldu, düğün yapmadık sadece nikah yaptık ve ardından akşam yemeği yiyerek kutladık.

7. Peki Polonya geleneklerine göre düğün merasimi gerçekleşti mi?

Polonya’da geleneksel düğün gerçekleşti, evet. Eşimin ailesi Katolik olduğu için kilise düğününü önerdiler ancak kesinlikle ısrarcı olmadılar bu konuda. Ben bir sorun görmedim bunda çünkü benim için Allah her yerde. Kendi ailem de kabul etti ve hatta babaannem bile kalkıp Poznań’a geldi, kilisede en önde oturarak dua ettiğini hatırlıyorum. Bu durum, bütün Polonyalıların çok hoşuna gitti. Aslında bu biraz, Polonyalıların İslam’a yönelik olan önyargılarını da kırmış oldu. Yarım saat süren kilise düğününden sonra da salonda geleneksel Polonya düğün kutlamaları yapıldı ve bu sabaha kadar sürdü. Çok az uyuyarak, ertesi gün de kutlamalara devam ettik. Çok sevdiğim şey ise, düğünden arta kalan yiyecek ve içecekler atılmasın diye devam eden ertesi gün kutlaması olması. Bu çok güzel bir anlayış.

8. Eşinizin ailesi veya çevrenizdeki Polonyalıların size bir yabancı olarak yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerek eşimin ailesinden gerek akrabalarından gerekse de yakın çevremizden, bu güne kadar hiç negatif bir şey görmedim. Aksine daha fazla sevip, saygı gösterip daha fazla sahiplendiler. Beni içlerine birden aldılar ve evlerine gittiğimde, yemekleri bana göre yaparlar. Benim de yiyebileceğim şekilde hazırlık yaparlar ve bu durum kendimi özel hissettiriyor.  Bu güne kadar kendimi kötü hissettiren bir Polonyalı ile tanışmadım.

 9. İki farklı kültürden bir çift olarak; dil, kültür, yeme alışkanlığı kısaca yaşam biçimi konusunda nasıl uzlaşıyorsunuz veya yaşadığınız sorunlar oluyor mu?

Genel olarak yaşadığımız bir sorun olmuyor. Ancak dil konusundan bahsedecek olursak, bu konuda biraz sorun olabiliyor. Üç dili birden konuşuyoruz (Türkçe, İngilizce, Lehçe) ve bu, üç dilin de gelişememesine sebep oluyor. Son zamanlarda, günlük olarak sadece İngilizce konuşuyoruz ve sadece Cuma günleri lehçe konuşmaya karar verdik. Eşim de Türkçe öğreniyor aynı zamanda. Onun da Türkçesi fena değil. Din konusunda da, herkes kendi inancını yaşıyor ve birbirimize bu konuda karışmıyoruz. Yemek konusunda da, genelde Türk yemekleri pişiyor evde. Ayda iki-üç defa da eşimin ailesini ziyaret ettiğimizde geleneksel Polonya yemekleri yiyoruz.

10. Eşinizin Türk gelenekleri konusundaki görüşleri nedir?

Çok seviyor. Özellikle de sabah kahvaltılarını çok seviyor. Evde ocağın üzerinde çaydanlık eksik olmuyor. Ramazan geleneklerini çok seviyor, insanların bir araya gelerek iftar yapması çok hoşuna gidiyor. Türk kültüründe genel olarak garipsediği bir şey yok ama çok temiz olmamız konusunda biraz şikayetçi.

11. Aynı zamanda bir gezgin ve blog yazarısınız. Gezileriniz ve bloğunuz hakkında ne söylemek istersiniz? Sizi gezgin olmaya ve blog yazmaya iten sebep neydi?

Şuan bloğum yapım aşamasında ancak Instagram üzerinden paylaşım yapıyorum. Bloğun adını ‘Benden selam söyle’ olarak düşünmüştüm. İnsanlar, gittikleri yerlere benden selam söylesinler diye. @turkopoli veya @mervedebski diye aratabilirsiniz.

Blog yazmaya beni iten şeyi şöyle açıklayabilirim; Polonyalılara Türk olduğumu söylediğimde veya Türkiye hakkında ne düşündüklerini sorduğumda, ilk söylenen şey genelde kebap oluyor.  Diğer bir örnek, Türkiye’den neden bu soğuk ülkeye geldiğimi soruyorlar. 365 gün Türkiye’de güneş olduğunu sanıyorlar. Hiç yağmurun bile yağmadığını düşünüyorlar ve bizim 24 saat kebap yediğimizi düşünüyorlar. Aynı şey Türkiye’dekiler için de geçerli. Polonya’nın çok soğuk olduğunu söyleyip, orada nasıl yaşadığımı soruyorlar. Yunanlılar da Polonyalıların çok içtiğine dair önyargılarını dile getiriyorlardı. Bu sebeple var olan önyargıları yıkmak için, maddi bir beklenti olmaksızın yazmaya başladım. Polonya ve Türkiye’nin mutfağı hakkında da yazmaya başlayacağım. Sağlık, gezi, kültür üzerinden devam etmeyi amaçlıyorum.

 12. Bir gezgin olarak Polonya’da en çok sevdiğiniz şehir veya turistik/doğal yer neresidir?

Kesinlikle Zakopane. Yaşamak istediğim yer de orası. Benim hayattan beklentilerimi karşılayacak bir yer. Hayatımın bundan sonraki dönemini orada, doğanın içinde tek göz odada dahi geçirebilirim. İkinci yer olarak da Gdańsk diyebilirim.

13. Aynı zamanda bloğunuzda Türk mutfağına da yer veriyorsunuz. Türk mutfağını tadan Polonyalıların tepkisi ne oluyor?

Son olarak kabak tatlısı paylaşımı yapmıştım. Polonya’da balkabağı çok meşhur ancak yaptıkları sadece iki şey var. Ya çorba ya da ekmek yapıyorlar. Ben de tatlısını denedim ve çok güzel tepkiler aldım. Aynı şekilde tahin mesela. Bazı marketlerde var ama nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar. Diğer örnek pekmez. Onu da nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar. Geçenlerde Ankara simidi yaparak paylaşmıştım. İçine pekmez koymama çok şaşırdılar. Demek istediğim aslında blog açma sebeplerimden biri de, insanlara sadece kebap yemediğimizi göstermek.

14. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Eklemek istediğim, daha fazla insanın Polonya’yı ziyaret etmesini dilediğim.. Umarım buraya gelerek Polonya hakkındaki önyargını yıkarlar. Nerede yaşarsak yaşayalım, nereyi gezersek gezelim; insanlara, kültürlere ve inançlara saygı duyduğumuz sürece hayatımıza çok güzel insanları ve anıları dahil edebiliriz. Yolu Poznan’a düşen olursa bi’ türk kahvesi içmeye Polonya’nın domates çorbasını yemeye beklerim 🙂